Peşmerge vergisi
Kuzey Irak'taki peşmergelerin Habur Sınır Kapısı'ndan çıkış yapan Türk TIR ve
kamyonlarından malın cinsine veya araç başına aldığı yasadışı gümrük vergisinin
yıllık tutarı 300 milyon doları buluyor
Nedim Şener
Yıllık hacmi 1.5 milyar dolara ulaşan Türkiye'nin Irak ile ticaretinin gündemini
Türk şoförlerinin öldürülmesi oluştururken, Uluslararası Nakliyeciler Derneği
(UND) Iraklı meslektaşlarıyla bu sorunu çözmek için "depo" çözümü üzerinde
duruyor. Irak'a taşınan malların sınıra yakın bir bölgede depolara konmasını ve
böylece ülke içine sevkiyatını öngören proje kapsamında düşünülen dört kentten
yalnız Zaho'da depo kurulabileceği belirtiliyor. Günlük 1600 aracın giriş
yaptığı ve 12 bin dolayında TIR ve kamyonun yük taşıdığı Irak'a nakliye
konusunda yaşanan en önemli ikinci sorun ise Kuzey Irak'ta peşmergelerin kendi
belirledikleri tarifeler üzerinden vergi alması. Savaş sonrası geçici de olsa
bir hükümet kurulmasına rağmen ülkenin kuzeyindeki Kürt grupların Habur'dan
giriş yapan TIR ve kamyonlardan aldığı gümrük vergisinin yıllık tutarının 300
milyon doları bulduğu belirtiliyor.
Malın cinsine göre ton başına ya da araç başına alınan vergi ülkenin başka
hiçbir yerinde uygulanmıyor. İşin ilginci peşmergeler tarafından mal
sahiplerinden yasal dayanağı olmadan alınan gümrük vergisi, Türkiye'nin
Habur'dan çıkış yapılarak Irak'a giden mallar için Kuzey Irak bölgesinde
uygulanırken, Suriye, Ürdün ve Irak'ın güneyinden yapılan mal taşımalarında ise
herhangi bir vergi alınmıyor.
UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, "Türkiye'den giden su yüklü TIR'dan 139 dolar
alınırken, aynı su Ürdün'den girerse vergi alınmıyor. Su taşıyan her araç için
de ayrıca 9 dolar analiz parası alıyorlar" dedi. Peşmergeler çimento yüklü
araçlardan 76 - 129 dolar, çikolata ve çerez yüklü araçlardan ton başına 50
dolar, kozmetik ürünlerinden 100 dolar, sigara yüklü araçlardan 500 karton
sigara için 12.35 dolar ve elektrik malzemesi taşıyan araçlardan da TIR başına
368 dolar alıyor.
Habur'dan yabancı plakalı araç geçişi yok denecek kadar az olduğu için yalnızca
Türk nakliyecisinden alınan vergilerin haksız rekabet yarattığını belirten
Nuhoğlu, "Verginin tek istisnası askeri malzeme nakliyatı ama onu da bize
taşıtmıyorlar" dedi.
Saddam bile engelleyemedi
Peşmergelerin Türk TIR'larından aldığı vergilerin yıllık tutarının 300 milyon
doları buluduğunu bildiren Nuhoğlu, verginin nakliyeci tarafından ödenerek
taşıma fiyatına yansıtılmak zorunda kalındığını belirtti. Bu uygulamanın
yıllardır sürdüğünü ve devrik Irak lideri Saddam Hüseyin'in de engellemek için
mücadele ettiğini anlatan Nuhoğlu şunları söyledi:
"Saddam ile yaptığımız görüşmelerde Türkiye'den daha fazla mal almak istediğini
söylemişti. Ancak Kürt grupların vergi almasından rahatsız olan Saddam, 'Paramla
bana karşı geliyorlar' diyerek mal alımını kısıtlı tutuyordu.
Türk TIR'larından alınan vergiler
|
Su, şeker, un, gıda maddeleri yüklü araçlardan |
|
|
TIR |
139 USD |
|
KAMYON |
86 USD |
|
|
|
Yalnız su taşımalarında, her aracın su analizi için 100 dinar yaklaşık 9 USD
alınmaktadır.
|
Çimento yüklü araçlardan |
|
|
TIR |
129 USD |
|
KAMYON |
76 USD |
|
|
|
|
Çikolata, çerez yüklü araçlardan |
|
|
1 Ton için |
50 USD |
|
|
|
|
Kozmetik maddeleri |
|
|
1 Ton için |
100 USD |
|
|
|
|
Hediyelik eşya yüklü araçlardan |
|
|
1 Ton için |
200 USD |
|
|
|
|
Sigara yüklü araçlardan |
|
|
500 karton sigara için |
12.35 USD |
|
|
|
|
Elektrik malzemesi taşıyan araçlardan |
|
|
TIR |
368 USD |
|
|
|
Irak'taki peşmergelerin Habur gümrük kapısı
girişi sırasında Türkiye'den giden kamyon şöförlerinden malın cinsine veya araç
başına aldığı yasadışı gümrük vergisi kamyoncuları sıkıntıya sokuyor.
Kamyon başına alınan dolar bazındaki vergi araçtaki mal sahibine inandırmakta
zorluk yaşadıklarını belirten kamyoncular, kelle koltukta gittiklerini
söylediler. Diyarbakır'da 30 yıllık Nakliyeci Nizamettin Erdoğmuş, Irak'a giden
kamyoncuların sıkıntısını açıkladı. Erdoğmuş, "Musul merkezinde kırmızı ışıkta
beklemek 20 dolara mal oluyor. Aksi takdirde kamyoncular infaza uğruyor"
iddiasında bulundu.
Habur sınır kapısında, Kürt peşmergeler tarafından alınan vergi malın cinsine ya
da araçta bulunan malın tonajıyla değişiyor. Fatura karşılığı olmayan uygulama
Dünyanın hiçbir yerinde uygulanmazken, Kuzey ırak'ta yer alan Kürt peşmergeleri
tarafından kendilerinin belirlediği dolar bazından alınıyor.
Türkiye'den giden tır ve kamyonlarda bulunan malın cinsine göre fiyatlar şöye
değişiyor. Hedyelik eşya, 1 ton 200 dolar, kozmetik 1 top-100 dolar, cerez
çikolata-1 ton 50 dolar, çimento kamyonundan 76 dolar tır kamyondan 129 dolar
alınıyor. Erdoğmuş, "Kamyon şöförü ekmeği uğruna ölümü göze alıyor. Irak'ta iş
alan Türk şirketleri ve müteahitler bizi düşünsün" dedi.
Diyarbakır'da 25 yıldır nakiyecilik işiyle uğraşan Çerkez Saydan, Diyarbakır'da
Maliyecilerin denetim yapmaması sonucunda kaçak nakliyecilerin çoğaldığını
söyledi.
Resmiyette 7-8 nakliyecinin bulunduğu kentte, kaçak nakliyecilerin de 70'e
ulaştığına işaret ederek 100-110 milyar para bağlanan araçlar denetim olmaması
nedeniyle araçları yerinde iş yapmadığını söyledi.
Saydan şöyle dedi: "Denetim yok. Ciğerci bile nakliyeci olmuşsa
kazanç nasıl elde edilir. İstemeden bile olsa savaş meydanlarında roketler
arasında ekmek arıyoruz. Kendi ülkemiz bizi düşünmüyor" dedi.
Gümrük kapıları ile ilgili aşağıdaki haber bölge kapıları için de uyarıcı olacaktır
Kapıkule’de toplanan rüşvet havuz yöntemiyle dağıtılmış
Jandarma tarafından 15 Ekim’de İstanbul, İzmir ve Edirne’de eşzamanlı olarak gerçekleştirilen gümrük kapısı rüşvet operasyonunda karanlık noktalar aydınlanıyor.
Aralarında müdürlerin de bulunduğu 9 kişinin tutuklanması ile sonuçlanan operasyonda zanlıları, telefon konuşmalarının ele verdiği öğrenildi.
Soruşturmayı yürüten savcılık dosyasında yer alan bilgilere göre Kapıkule Kara Ulaştırma Müdürlüğü personeline yönelik operasyon 4 ay önce başladı. Çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve liderlik yapmak suçlarından tutuklanarak cezaevine konulan eski Kırkpınar Ağası Mustafa Altunhan’ın telefonlarını dinlemeye alan Jandarma, Kapıkule’de ilginç bulgulara rastladı. Tesadüfen ulaşılan bilgiler sonucunda Kapıkule Kara Ulaştırma personelinin de telefonları dinlemeye alındı. Rüşvetle ilgili suç unsurlarına ulaşan Jandarma, savcılık izniyle operasyon gerçekleştirdi. 15 Ekim’deki operasyonda rüşvet aldıkları iddiasıyla 18 kişi gözaltına alındı. Aralarında bir müdürün de bulunduğu gümrük memurlarından 9’u tutuklanırken, 9 memur ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Halen hazırlık soruşturması süren savcılık dosyasında ilginç iddialar yer alıyor. Buna göre; Kapıkule Kara Ulaştırma personeli Turan Baklacı ile “çıkar amaçlı suç örgütü kurmak” suçundan halen cezaevinde olan eski Kırkpınar Ağası Mustafa Altunhan arasındaki konuşma, rüşvet havuzunu ele verdi. İddialara göre, Edirne’de halen işler durumda olan bir barın gizli ortaklarından olan Turan Baklacı, alacak verecek davasından dolayı Altunhan’dan telefonla yardım istedi. Altunhan da kendisine yardım etme karşılığında yurtdışına ücretsiz TIR çıkış belgesi ayarlamasını talep etti. Bu görüşmeleri kayıt altına alan Jandarma, şahısların rüşvet havuzu oluşturduğunu, havuzu Turan Baklacı’nın takip ettiğini belirledi. Operasyon kapsamında tutuklanarak cezaevine konan Kara Ulaştırma Müdürü Keriman Kök’ün de tüm alışverişlerini “havuz”dan aldığı parayla yaptığı iddia edildi. İstanbul’da nakliyat firma sahibi Vejdi Vural ile şube personeli Turan Baklacı arasındaki para trafiği ise internet bankacılığı kayıtları ve ekstrelerle ispatlandı.
Havuza ayda ortalama 50 milyar lira girdi
Nakliyatçı Vejdi Vural’ın, gümrükçü Turan Baklacı’nın İş Bankası’ndaki kişisel hesabına iki yıl boyunca her ay düzenli olarak para yatırdığı belirlenirken, Baklacı’nın kendi hesabına yatan parayı personele pay ettiği ortaya çıktı. Jandarma’nın telefon dinleme kayıtlarına göre Vural ile Baklacı arasındaki diyalog şöyle: Vejdi Vural: “Turan Bey ilk etapta sadece senin hakkını mı, yoksa hepinizinkini mi göndereyim?” T. Baklacı: “Sen önce benim hakkımı gönder, sonra diğerlerini gönderirsin.” V. Vural: “Emanetini 10 dakika sonra hesabından çekersin.” Savcılık dosyasında söz konusu paraların Turan Baklacı'ya geri ödemek şartıyla borç olarak verildiği şeklinde geçtiği belirtiliyor. Öte yandan Şube Müdürü Keriman Kök’ün, Kapıkule’deki free shop’lardan yaptığı parfüm, deodorant ve sigara gibi masraflarının da havuzdan karşılandığı belirlendi. Bazı memurlar ifadelerinde, toplanan paralardan her ay 1 milyar liralık bölümün Keriman Kök’ün free shop’lardan yaptığı alışverişin masraflarına aktarıldığını söylediği kaydedildi. Operasyon kapsamında yapılan tespitlere göre; oluşturulan rüşvet havuzuna aylık ortalama 45-50 milyar lira arasında para giriyor. Havuzda biriken bu para, ay sonunda personel arasında eşit şekilde pay ediliyor. Tutuklu personelin çeşitli bankalardan istenen hesap ekstrelerinin ortalama 1 milyarlık eksilerde olduğu tespit edildi. Memurların evlerinde yapılan aramalarda, yüksek miktarda para ile ücretsiz TIR geçiş belgeleri ele geçirildi. Kayıtlara geçen tutanaklara göre, Mustafa Öztürkler’de bin 900 dolar ve 4 milyar Türk Lirası, Ahmet Ergi’de 10 bin 200 dolar, 850 Euro ve 3 milyar 317 milyon Türk Lirası, Selami Avcı’da 15 bin dolar ve 6 milyar Türk lirası bulundu
Bürokrasinin pençesinde sınır değil sorun ticareti
13 ilde açılması planlanan Sınır Ticaret Merkezleri (STM) bürokrasi engeline takıldı. Projenin merkezindeki Dış Ticaret Müsteşarlığı, sorunların çözümü konusunda umut olarak görülmüyor. Tüm sıkıntılarına rağmen sınır bölgelerindeki ticaretin kayıt altına alınması ve güvenlik gibi başlıklar STM'lerin önemini koruyor.
SELMA ŞİMŞEK-Artvin
Habur, Sarp, Esendere, Gürbulak, çoğumuzun en fazla Türkiye'nin sınır kapıları olarak bildiği bu yerler, buralarda yaşan insanlar için sınırın ötesinde anlamlara sahip. Ermenistan sınırındaki Doğu kapısının açık yada kapalı olması, orada yaşamayan biri için diplomatik yada siyasi bir sorun olarak görülebilir fakat bir Karslı için bu sorun yağını, peynirini, kumaşını satabileceği kendine en yakın insana ulaşabilme sorunu. 1980'li yıllardan itibaren, çoğunlukla ekonomik başka alternatifler sunulamadığı için komşusuyla ticaret yapmaya özendirilen bu insanlar için ticaret artık ne cazip nede kolay. Çünkü, yanı başındaki komşusu ile yaptığı ticareti daha ileriye taşıyacağı vaadiyle başlatılan pek çok proje ya hiç başlamadı yada bahsi geçen projeler, ticareti geliştirmek bir yana mevcutu daha da kötüleştirerek, bizler için sınır onlar için geçim anlamına gelen kapıları birer çile kapısına dönüştürdü.
2003 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla, Doğu ve Güneydoğu illerini ekonomik olarak desteklemek, amacıyla Sınır Ticaret Merkezleri'nin (STM) açılmasına karar verilmesine rağmen, hala faaliyete geçen STM yok. Planlanan STM'ler açılmadığı gibi, bu ticareti kimin, neredelerde ve hangi ürünlerle yapacağı gibi konularda alınan kısıtlayıcı kararlar, sınırlardaki ticaret hacmini giderek küçültüyor. Şu anda sınır illerinde yapılan ticaret hacmi, 5 ila 10 milyon dolar arasında değişiyor. Oysa, STM'lerinin açılmasıyla birlikte bu oranın 100 milyon dolara kadar tırmanabileceği belirtiliyor. Yerel mercilerse, yaşanan sıkıntıların ana kaynağı olarak Dış Ticaret Müsteşarlığı'nı (DTM) işaret ediyorlar. Onların talebi, sınır ticareti ile ilgili yetkilerin başta valilik olmak üzere yerel organlara devredilmesi.
Bürokrasi sınır ticaretinden elini çekmeli
Sınır ticaretinin geliştirilmesi için STM kurlması planlanan 13 il arasında Ardahan, Iğdır, Artvin, Kars, Ağrı, Van, Hakkari, Şırnak, Şanlıurfa, Kilis, Gaziantep ve Hatay bulunuyor. Hatay-Cilvegözü, Kilis-Öncüpınar, Gaziantep-Karkamış, Şanlıurfa-Akçakale, Mardin-Nusaybin, Ardahan -Türkgözü ise ilk etapta STM kurulacak kapılar iken şu anda bu kapıların hiçbirinde faaliyete geçen merkez bulunmuyor. İl Özel İdaresi, İl veya İlçe Ticaret ve Sanayi Odası, Esnaf ve Sanatkarlar Odası ve İhracatçı Birliklerinin katılımıyla oluşturulacak şirketler tarafından işletilmesi öngörülen merkezlerde, yörenin ticaret hacmine göre 50 ile 200 arası mağaza açılması planlanıyor. Bölge halkı için en önemli nokta ise buradaki ürünlerden çok düşük oranda vergi alınacak olması.
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim üyesi Esfender Korkmaz, sınır ticaretinde durumun içler acısı olduğuna dikkat çekerken, sorunun asıl kaynağının, ticaretin yapıldığı ildeki valiliklerin bu konuda yatkilerinin bulunmamasına bağladı. Konu ile ilgili olarak bütün yetkileri elinde tutan DTM'nin sorunları görmekten ve çözmekten uzak olduğunu söyleyen Korkmaz, "Müsteşarlık sınır ticaretindeki yetkisini valiliğe devretmeli. Ticaretin konusu olan ürünlerin hangileri olacağına ve nerelerde yapılacağına müsteşarlık karar veriyor. Valillerin bu konuda önerileri oluyor fakat yetkileri yok. Bu da ticaret hacmini düşürüyor. Sınır Ticareti bürokrasi engeline takılmadan yerel ellerden yapılırsa, buradaki ticaretin hacmi, Türkiye'nin toplam ihracatının yüzde 10'una yükselir" diye konuştu.
'Ankara'dan çözüm zor'
DTM, İçişileri ve Dışişleri Bakanlıkları'nın konu ile ilgili olarak tam koordine sağlayamadıklarına dikkat çeken Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Mehmet Aslan da, "Son kararı veren bu üst merciler. Ankara'dan bu işlerin yürümesi zor. STM'lerin açılacağı bölgelerde bu kurumları temsilen komisyon oluşturmalı" dedi. Gaziantep Bölgesinde hemen her türlü ürünün imal edilmesine rağmen baharat gibi çok küçük miktarda getiri sağlayan ürünlerin ticaretini yapabildiklerini söyleyen Mehmet Aslan, bunun da kapılardaki ticareti 5 milyon dolarlara kadar düşürdüğünü söyledi. Bölgenin geniş ürün portföyünün mutlaka ticarete açılması gerektiğini söyleyen Aslan, "Gaziantap'te Akçakoyunlu bölgesinde STM kurulmasını istedik. Eğer burada bu merkez kurulur ve ürünlerimizi satmaya başlarsak, sadece bu merkezin yıllık getirisi 100 milyon dolara ulaşır." dedi.
Gümrük Eski Müsteşarı Nevzat Saygılıoğlu, ise bu tür ticaret merkezelerinin açılmasının bölge güvenliği ve ticaretin kayıt içine alınması açısından zorunluluk olduğunu belirtirken, bir türlü ilerlemeyen projenin büroksi çemberinden dışarı çıkarılması gerektiğini savundu. STM'lerin ilk olarak İran sınırında devreye girmesi için uğraş verdiklerini hatırlatan Saygılıoğlu, Gürbulak'a 4 kilometre mesafede bulunan Sarısu, Van'daki Kapıköy ve Hakkâri Esendere olmak üzere üç ayrı sınır ticaret merkezinin şimdiye kadar hizmete girmiş olması gerektiğini savundu.
' STM'ler ticaretimizi artırır'
1980'li yılların ortalarına doğru yoğunlaşan sınır ticareti, Van, Gaziantep, Şırnak, Ağrı gibi birçok Doğu ve Güneydoğu illerinde ekonomik sıkıntılarla boğuşan pek çok kişinin geçim kaynağı olmuştu. 1988 yılında açılan Sarp sınır kapısı ise, sınır ticaretinden çok, karayolu ile, ithalat ve ihracatın yapıldığı geçiş bölgesi olarak karşımıza çıkıyor. Hopa Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Sinan Altunsoy, Sarp kapısından yapılan sınır ticaretinin ağırlıklı olarak Gürcü tarafından getirilen narenciye ve diğer tarım ürünlerinden oluştuğunu belirtirken, kurulması planlanan STM ile buradaki ticaretin her iki tarafında faydalanabileceği bir şekle bürüneceğini söyledi. Artvinli işadamları için, merkezin açılmasının asıl öneminin Türk mallarına uygulanan vergi oranlarının düşürülmesi olduğunu söyleyen Altunsoy, "Sınır Tcaretinin aktifleşmesi ile birlikte Türk mallarından alınan yüzde 30 oranındaki vergi oranlarının aşağılara çekilecek olması Artvinli işadamları için önemli bir avantaj yaratacak" dedi.
STM'LER NASIL İŞLEYECEKTİ?
- Sınır Ticaret Merkezleri, konmşu ülkelerle karşılıklı ticareti canlandırmayı hedefliyordu. STM'ler karşılıklı komşu ülkelere de kurulacaktı.
- STM'ler Ardahan, Iğdır, Artvin, Kars, Ağrı, Van, Hakkari, Şırnak, Şanlıurfa, Kilis, Gaziantep ve Hatay'da kurulacaktı.
- İl özel idaresi, il veya ilçe ticaret ve sanayi odası, esnaf ve sanatkarlar odası ve ihracatçı birliklerinin katılımıyla kurulacak şirket STM'leri yönetecek.
- STM'lerde yörenin ticaret hacmine göre 50 ile 200 arası mağaza açılması planlanıyor.
- STM'lerden yapılan ticarette vergi indirimleri sağlanacak.
- Burada mağaza açacakların en az 3 yıldır o bölgede yaşaması ve ticaretle uğraşması gerekiyor?
Sınır kapı sorunları
Doğu ve Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Federasyonu (DOGÜNSİFED) Başkan Yardımcısı Tarkan Kadoğlu, Güneydoğu'nun, teşvikten ziyade Habur Sınır Kapısı'nın açılmasına ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Tarkan Kadoğlu, yaptığı açıklamada, bölge ekonomisinin can damarı Habur Sınır Kapısı'nda 60 kilometreye yakın araç kuyruğu oluştuğuna dikkat çekerek, ihracatçıların Habur Sınır Kapısı üzerinden Irak'a çıkışlarında çeşitli zorluklarla karşı karşıya geldiğini bildirdi.
İhracatçıya kolaylık sağlanması gerektiğinin altını çizen Kadoğlu, kolaylık sağlanmadığı takdirde Irak pazarına hakim olmanın mümkün olamayacağını ifade etti. Güneydoğu'nun teşvik değil, Habur'un açılmasını beklediğini belirten Kadoğlu, ihracatçılara bu konuda kolaylık sağlanmadığı takdirde Irak pazarına hakim olunamayacağını belirterek, ''Bize kolaylık sağlanmazsa, bu pazara başkaları hakim olur. Doğu ve Güneydoğu'ya terörden dolayı yıllarca yatırım yapılmadı, dolayısıyla bölge gelişmedi. Bölgenin tek avantajı Habur Gümrük Kapısı. Terörün en yoğun olduğu süreçlerde güvenlik güçlerinin yapamadığını Habur Gümrük Kapısı yaptı. Nasıl mı? Ticaret insanı terörden uzaklaştırdı. Bölge insanı ticaret yaparak hayata sarıldı. Para kazanan insan kalkıp da bir dağda bir taşın üzerinde yatamaz'' diye konuştu.
Habur Sınır Kapısı'nın Türkiye'nin Ortadoğu'ya açılan kapısı olduğunu ifade eden Kadoğlu, Habur'dan yapılan ihracatın Irak, Suriye, Ürdün, İran ve Kuveyt gibi Ortadoğu ülkelerine yapıldığını kaydetti. 1990'lı yılların başında günde 6-7 bin aracın geçtiği Habur'dan geçen araç sayısının şimdi 2 bin 500 ile 3 bin arasında değiştiğini ve bir takım sorunlar yüzünden şu anda Habur Sınır Kapısı'nda 60 kilometrelik kuyruklar olduğunu aktardı. 19 bin aracın Habur'da sıra beklediğini söyleyen Kadoğlu, Habur'da personel yetersizliği olmadığını, bazı siyasi nedenlerden dolayı arada bir kapının kapandığını iddia etti. Bölgede direkt olarak Habur'dan çalışan 400 bin insan varlığına işaret eden Kadoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bunlar aileleriyle birlikte 2 milyon kişi eder. Habur'da yaşanan sorunlara çözüm bulunmaması halinde ithalat ve ihracat firmaları yaptıkları kontratlarla üstlendikleri taahütleri yerine getiremeyecektir. Bu durum ise bölgedeki ticaret hacminde büyük düşüş yaşanmasına neden olacaktır. Çünkü, Habur Sınır Kapısı kanalıyla Irak ile yapılan ticaret bölge insanının en büyük geçim kaynağını oluşturmaktadır.''
Bekir COŞKUN
bcoskun@hurriyet.com.tr
Rüşvet...
KAPIKULE Gümrük Kapısı’nda rüşvet alan gümrükçü ve polisler gözaltına alınınca
orada görevli kimse kalmadı diyorlar.
Birkaç kişi olsun geride kalmaz mı?
Aynı titiz izleme öbür kamu kurum ve kuruluşlarında yapılsa, oralarda görevli
kimse kalır mı?
Bence kalmaz.
Bu yapılabilse görecektiniz; kurumlar-kuruluşlar bomboş... Masalarda kimse yok.
Belediyelerde yapılabilseydi?
Odalar, ofisler, masalar, koltuklar bomboş ve işinin başında bir Allah’ın
kulunun kalmadığını yine görecektiniz.
Ya bakanlıklarda?
Yine bakacaktınız ki kimse kalmamış koca binalarda.
*
Peki; tüm Türkiye’de rüşvet verenleri ve alanları toplayıp gözaltına alsalar bir
gün...
Görecektiniz; caddeler boş...
Sokaklar sessiz...
Trafikte kimse yok...
İşyerlerinde, bürolarda, şirketlerde in-cin top oynuyor... Lüks otomobiller
sahipsiz, holdinglerde kimse kalmamış... Lokantacı da içeride, zabıta memuru
da... Şoförler de içeride, trafikçiler de... Balıkçılar da içeride, sağlık
memurları da...
Belki siz de bu yazıyı okuyamayacaktınız.
Çünkü içeride olacaktınız -iyi düşünün ve hatırlayın- eminim en az bir kere
rüşvet vermekten...
Doğrusunu isterseniz ben de zaten bu yazıyı yazamayacaktım, sizinle aynı suçu
işlemekten içeride yanınızda oturuyor olacaktım.
*
Nasıl ki Kapıkule Gümrük Kapısı’nda rüşvetçileri yakaladıklarında orada görevli
kimse kalmadı... Ve yasa gereği rüşvet verenleri de içeri atsalar, zaten gelip
geçen de kalmayacak...
Eminim aynı şey bu güzel vatan için de söz konusudur.
Bu yapılabilseydi, "Kimse yok mu, nereye gittiniz?.." diye seslendiğinizde yanıt
ya hiç gelmeyecektir o zaman, ya da nezarethanelerden bir ulusun gür sesi
inletecektir ortalığı:
"Buradayız..."
Ben Türkiye’de rüşvet durdurulduğunda, tüm hizmetlerin ve işlemlerin duracağına
inanırım.
Rüşvetsiz olmuyor...
|
Bir rüşvet operasyonu daha |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Doğan Haber Ajansı'nın (DHA) haberinde polisin, kontrol noktasında kuyruk oluşturan araçlardan rüşvet alındığı ihbarı üzerine harekete geçip operasyonu gerçekleştirdiğini duyurdu. Ajansın haberinde askerlerin kimlikleri açıklanmazken, sivilin Kavaközü Köyü Muhtarı Çetin Ayan olduğu belirtildi. DHA, olaya ilişkin daha sonra Şırnak Valiliği'nin açıklama yapacağını da kaydetti. Rüşvet operasyonları gündemde Rüşvet operasyonları son dönemde Türkiye'nin gündemine damgasını vurdu. Kapıkule Sınır Kapısı'nda bir süredir hazırlık yapan polis, geçtiğimiz hafta 22 aralıkta operasyon düzenledi. Operasyonda polis daha önce isim listeleri belirlenen gümrük ve gümrük muhafaza memurları ile pasaport işlemlerinde görevli polisleri gözaltına aldı. Operasyonda gözaltına alınması için ismi belirlenen 58 gümrük ve gümrük muhafaza memurundan 46'sı gözaltına alındı, 5'i ise daha sonradan polise teslim oldu. Bu kişilerden 44'ü tutuklanırken, 6'sı serbest kaldı, 1 gümrük muhafaza memuru ise sorgusunun yapılması için bekletildiği adliye binasından kaçtı. 23 aralık 2005: Kapıkule Gümrük Kapısı'ndaki operasyonun ikinci gününde bu kez 'örgütlü irtikap ve rüşvet' iddiasıyla 28 polis gözaltına alındı. Bu kişilerden 19'u tutuklanırken, 9'u serbest bırakıldı. 26 aralık 2005: Soruşturma kapsamında sekiz gümrük memuru daha tutuklandı. Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 71'e yükseldi. 27 aralık 2005: Aranan bir gümrük muayene memuru teslim oldu. Operasyon kapsamında tutuklananların sayısı 72'ye yükseldi. omedya |
|
|
|
HABUR’DA RÜŞVET TARİFESİ
S ilopi Belediye Başkanı Munsun Kunur, Habur'da günde 40 bin dolar rüşvet
döndüğünü ileri sürdü.
Munsun Kunur, Habur’da yüzlerce aracın rüşvet vererek sıraya girmediğini
belirterek, "Bu sayı 200- 300'den aşağı değildir. Sadece bir araç 100 dolar
veriyorsa bu da kaba hesapla günlük 40 bin dolar rüşvet dönüyor demektir. Şunu
diyebilirim ki Habur Sınır Kapısı’nda mazotla ve diğerleriyle günlük 1 trilyon
lira kara para dönüyor” diye konuştu.bugün
|
||||||||
|
Edirne Valisi Nusret Miroğlu, Kapıkule Sınır Kapısı'nın, mart ayında
yıkılarak yeniden inşa edileceğini söyledi. İnşaat sırasında kapıya gelen
TIR'ları ve araçları Hamzabeyli'ye yönlendireceklerini belirten Miroğlu, "Hamzabeyli'nin
Bulgaristan ve Türkiye tarafında akaryakıt istasyonları yok. Vatandaşların
mağdur olmaması için de bankamatikler, free-shoplar ve akaryakıt
istasyonlarının ihaleleri yapılıyor” dedi. Kapılarda günübirlik geçiş yapan
kişilerin Türkiye'ye sokmaya çalıştıkları kaçak malzemelerle ilgili
çalışmaları olduğunu ifade eden Miroğlu, gümrük kapılarının güvenliğinin
sağlanmasına ilişkin de yeni projeler hazırlandığını belirtti. Miroğlu, Hamzabeyli Sınır Kapısı'nda şu ana kadar rüşvet olayına rastlanmadığını, böyle bir durumda hemen müdahale edileceğini ifade etti. Suçun her yerde işlenebileceğini belirten Miroğlu, “Hamzabeyli Sınır Kapısı'nda suç işlenmez diye bir şey diyemiyorum. Her an her şey olabilir. Sadece kapılarda değil, devletin bütün kurumlarında zaman zaman rüşvet olaylarına tanık oluyoruz. Bizim gözümüz her yerin üzerinde” dedi. Bu arada, Büro Memur-Sen Genel Başkanı Yusuf Yazgan, gümrüklerde çalışan personelin sayı olarak yetersiz olduğunu ve çalışma sürelerinin 13-15 saate ulaştığını ifade etti. Yazgan, “Gümrüklerde 3 kişinin yapacağı işi 1 kişi yapıyor. Ücretler yetersiz. Can güvenliği yok. Geçici görevlendirmelerin 3 ayı geçmemesi gerektiği halde, 1 yıl boyunca geçici görevle çalıştırılan gümrükçüler bulunuyor. Gümrük sistemi, devlet tarafından yeniden kurulmalıdır” dedi. |
||||||||
|
|
||||||||
|
Gümrük kapılarında dönen
rüşvet çarkı SIRRI YÜKSEL CEBECİ
|
|
DİYELİM bir TIR
sürücüsüsünüz ve gümrük kapılarının birinden Türkiye'ye giriş yapıyorsunuz.
Bakın hangi aşamalardan geçmek zorundasınız. Girişte, gümrük muhafaza memurları karşılar sizi. Aracınız eğer Türk plakalı ise 2- 5 YTL arasında, yabancı plakalı ise 5- 10 dolar arasında rüşvet vereceksiniz. Bazen 1 veya 2 paket sigara da kabul ediliyor, ama sigaranın markasının Marlboro olması gerekiyor. Oradan kantara gideceksiniz. Kantarın devlete veya kişilere ait olması fark etmiyor. Orada da rüşvet çarkından geçeceksiniz. Üçüncü aşamada TIR Tescil Memurluğu var. Türk plakalı TIR'ın ödeyeceği rüşvet yine 2- 5 YTL arasında. Yabancı plakalılar için ise çok farklı tarife uygulanıyor. Mesela, İran plakalı TIR 10 YTL vermek zorunda. Makedonya 15 dolar; Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan, Moldova, Ukrayna veya Rusya plakalı TIR'ların buradaki rüşvet tarifesi 10- 20 dolar arasında değişiyor. Bu arada şunu da belirtelim... Gümrük kapılarında rüşvetin en yaygın adı manifesto. Ayrıca sakal ve çorba gibi isimler de kullanılıyor. Sıra geliyor dördüncü aşamaya; yâni Gümrük Muayene Memurluğu'na. Burada, TIR'ın kabinindeki eşya ve deposundaki yakıt miktarı kontrol ediliyor. Bu kontrolün gümrük muayene memuru tarafından yapılması gerekiyor. Fakat daha çok kolcu da denilen gözetim memuruna yaptırılıyor. Kabinde fazla eşya veya depoda standart depo miktarından fazla yakıt varsa, rüşvet çarkı burada da dönmeye başlar. Eşyanın ve yakıtın fazlalığı ölçüsünde rüşvet vermek zorundasınız. Oysa fazla eşyanın ve yakıtın depoya alınması gerekiyor. Bu işlem, arada sırada ve sadece göstermelik olarak yapılıyor. Gümrük muayenesi sırasında rüşvet vermeyi reddedenler, dedektöre ve köpek aramasına gönderilmekle tehdit ediliyor. Dedektöre veya köpek aramasına gönderilmeyi kabul edip, rüşvet vermeyenler de oluyor tabii. Bu da mühür parası MUAYENE işlemleri de tamamlandıktan sonra, TIR'a kurşun mühür vurulmasına sıra geliyor. Burada da mühür parası adı altında rüşvet vermek zorundasınız. Kolcu veya gözetim memurunun görevi olan mühür vurma işi, onlar tarafından kiralanarak dışarıdan getirilen kişilere yaptırılıyor. Oysa gümrük alanına gümrük memurlarından başkasının girmesi yasak ve bunu sağlamak da gümrük muhafaza memurlarının görevi. Edirne Valisi Nusret Miroğlu, gümrükteki resmi görevliler için, kimliklerini boyunlarına asma zorunluluğu getirmiş. Buna rağmen gümrük alanına dışarıdan yabancı kişilerin girmeye devam ettiği söyleniyor. Akla zarar para trafiği GÜMRÜK kapılarında nereye dokunsanız elinizde kalıyor. Mesela, gümrük yolcu salonlarında veya birleşik gümrük kapılarında, triptik geçiş ücreti 1 Ocak 2005'ten itibaren cüzi miktara indirildiği halde, sözlü beyanname dolduranlardan 10, transit beyannamesi dolduranlardan 30 dolar alınıyor. Ayrıca 5 dolar da fotokopi ücreti vermek zorundasınız. Triptikten geçişlerde gümrük muayene memuru 5, triptiği düzenleyen gümrük memuru 20, gümrük muayene memuru ise -bagaja göre- 50-150 dolar alıyor. Bagajınız olmasa bile 50 dolar vereceksiniz. Bunlar bilinmiyor mu? Elbette biliniyor. Hangi TIR sürücüsüne sorsanız, gümrük kapılarında rüşvet çarkından nasıl geçildiğini anlatır size. |
|
GENELGE Başbakanlıktan: Konu : Kara sınır kapılarından yapılan giriş ve çıkışlar. GENELGE 2006/11 Ülkemiz ile sınır komşularımız arasında kara sınır kapılarından yapılan giriş ve çıkış işlemlerindeki bürokrasi ve kırtasiyeciliğin azaltılması; giriş ve çıkışların güvenli, hızlı ve kolay bir şekilde gerçekleştirilmesi amacıyla aşağıdaki tedbirlerin alınması uygun görülmüştür.
A. Özel Kullanıma Mahsus Kara Taşıtları Türkiye gümrük bölgesi dışında yerleşik kişilerin, geçici ithalat rejimi kapsamında turistik kolaylıklardan istifade ile gümrük vergilerinden tam muafiyet uygulanmak suretiyle Türkiye’ye getirdikleri özel kullanıma mahsus kara taşıtlarının geçici ithaline ilişkin işlemler aşağıdaki şekilde yürütülecektir. 1 - Gümrük muhafaza görevlileri, kara sınır kapısından giriş yapan taşıtların harici kontrolünü yaparak ve yolcuları herhangi bir kayıt yapmaksızın pasaport polisine yönlendirecektir. 2 - Pasaport polisi, yurda giriş yapan kişilere ait kimlik bilgilerini kaydettikten sonra taşıtı gümrük işlemi yapılmak üzere gümrük memuruna sevk edecektir. 3 - Gümrük memuru, pasaport polisi tarafından bilgisayar ortamında yapılan kayıtlardan kendisine ulaşan kısma ilave olarak taşıta ilişkin bilgileri taşıt takip programına kaydettikten sonra pasaporta taşıtın yurtta kalma süresini de işleyerek kayıt işlemini tamamlayacaktır. 4 - Yurda geçici olarak getirilen özel kullanıma mahsus kara taşıtlarının geçici ithaline ilişkin bilgiler, taşıt takip programı üzerinden izlenecek ve taşıt giriş-çıkış formu uygulamasına son verilecektir. İlgili idareler arasında taşıt takip programının kurulmasına ilişkin koordinasyon Başbakanlık İdareyi Geliştirme Başkanlığı tarafından sağlanacak ve uygulamaya 1/6/2006 tarihine kadar geçilecektir.
B. İhracat ve İthalat İşlemlerinin İç Gümrüklerde Yapılması İhracat ve ithalata ilişkin gümrük işlemlerini kolaylaştırmak ve kara sınır kapılarında yaşanan yoğunluk ve gecikmeleri önlemek amacıyla aşağıda belirtilen tedbirler alınacaktır. 1 - 1/5/2006 tarihinden itibaren kara sınır kapılarında sadece transit işlemleri yapılacak, ithalat ve ihracata ilişkin gümrük işlemleri ise iç gümrüklerde gerçekleştirilecektir. 2 - En yakın iç gümrüğe uzaklığı 100 kilometreden fazla olan sınır kapılarında, ihracat ve ithalata ilişkin gümrük işlemleri 31/12/2006 tarihine kadar yapılmaya devam edilecektir. 3 - Gümrük Müsteşarlığı, Türkiye genelinde ithalat ve ihracat işlemlerinin iç gümrüklerde yapılmasını sağlayacak düzenlemeleri 31/12/2006 tarihine kadar tamamlayacaktır.
C. Kara Sınır Kapılarında Sağlık Hizmetleri Ülkemizin bulaşıcı ve salgın hastalıklardan korunması amacıyla kara sınır kapılarında verilecek sağlık hizmetleri aşağıda belirtilen usul ve esaslara göre yürütülecektir. 1 - Dünya Sağlık Örgütü tarafından riskli ülke ilan edilen ülkeler dışındaki yerlerden gelen yolculara yönelik olarak sağlık kontrolü yapılmaması esastır. Riskli ülkelerden gelen yolcular ise sağlık kontrolünden geçirilecek, bulaşıcı ve salgın hastalık taşıdığı tespit edilenler geldikleri ülkelere geri gönderilecektir. 2 - Acil ve koruyucu sağlık hizmetleri valilikler tarafından görevlendirilecek sağlık birimleri tarafından yürütülecektir. 3 - Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğünün kara sınır kapılarında bulunan birimleri Sağlık Bakanlığı tarafından 1/7/2006 tarihine kadar tasfiye edilecektir.
D. Dezenfeksiyon Gümrük iş ve işlemlerinin basitleştirilmesi, giriş ve çıkışların kolaylaştırılması amacıyla dezenfeksiyon uygulamasına ilişkin olarak aşağıdaki tedbirler alınacaktır. 1 - Dezenfeksiyon, sadece salgın ve bulaşıcı hastalık riski bulunan ülkelerden, bitki ve bitkisel ürünler ile canlı hayvan ve hayvansal ürün taşıyan ticari kara taşıtlarına uygulanacak, insan taşımaya mahsus kara taşıtları ile diğer taşıtlara uygulanmayacaktır. 2 - Salgın ve bulaşıcı hastalık bulunan ülkelere açılan sınır kapılarında, salgın süresiyle sınırlı olmak üzere sınırın kapatılması ve karantina dahil her türlü tedbir alınacaktır. 3 - Dezenfeksiyon ücreti, maliyeti aşmayacak şekilde belirlenecek ve elde edilecek gelir dezenfeksiyon amacı dışında kullanılmayacaktır. 4 - Dezenfeksiyonun gümrük sahasında iş ve işlem süreçlerini uzatmayacak ve yığılmalara yol açmayacak şekilde uygulanması konusunda hudut mülki idare amirleri gerekli tedbirleri alacaklardır.
E. Transit Geçen Araçlarda Muafiyet Üçüncü bir ülkeden bir başka ülkeye eşya taşımak amacıyla ülkemiz üzerinden transit geçiş yapan Türk ve yabancı plakalı TIR araçlarının standart depolarında bulunan akaryakıta uygulanacak muafiyet miktarında, Türk ve yabancı plakalı araçlar arasında ayrım yapılmayacaktır. Söz konusu araçların depoları, giriş kapısında mühürlenecek ve çıkış kapısında kontrol edilerek çıkışlarına izin verilecektir. Bilgi ve gereğini rica ederim.
Recep TayyipERDOĞAN Başbakan |
TEBLİĞ
Gümrük Müsteşarlığından:
TIR UYGULAMA TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK
YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ
MADDE 1 – 23/1/2002 tarih ve 24649 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan TIR Uygulama Tebliği’nin 25 inci maddesinin (b) bendinin 2, 3 ve 6 ncı alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"2 - Tescil edilen TIR karnesini alan antrepo veya geçici depolama yerinde görevli memur, taşıt evsafının belgelerine uygun olup olmadığını, hareket noktası gümrüğü veya yol boyu ülkelerin gümrük idarelerince vurulan mühürlerin sağlam olup olmadığını, taşıt brandasında sökülme veya yırtılma, kapalı römork ve konteynerlerde kırılma veya delinme olup olmadığını, gizli bölme bulunup bulunmadığını kontrol eder ve eşyanın antrepoya veya geçici depolama yerine veya gümrükçe izin verilen yerlere boşaltmasına kendi gözetim ve sorumluluğu altında müsaade eder.
3 - TIR karnesi kapsamı eşyanın boşaltılıp teslim alınmasını takiben antrepoda veya geçici depolama yerinde görevli memur ile birlikte taşıyıcı firma veya temsilci veya sürücüsünün imzasını havi dört nüsha teslim tesellüm tutanağı tanzim edilir.
6 - Sistem tarafından atanan muayene ile görevli memur TIR karnesini alarak teslim tesellüm tutanağı ile karşılaştırdıktan sonra, TIR karnesi Volet-2 yaprağındaki kayıtlar ile veri girişlerinin uygunluğunu araştırmak için TIR karnesini ekrana çağırır. Uygun olduğunu tespit ettikten sonra TIR/Transit Takip Programı üzerinden Volet-2 ekranında (sırasıyla Muayene menüsü-Muayene Onayı-TIR Muayene Formu-Yapılan Muayene Türü-Sarı-Belge Kontrolü veya Kırmızı Bire Bir Muayene Onayla-Bilgi diyalog ekranındaki Tamam butonuna tıklayarak) onaylama işlemini tamamlar."
MADDE 2 – Aynı tebliğde geçen; "kolcu" ibareleri "görevli memura" olarak değiştirilmiştir.
MADDE 3 – Aynı Tebliğ’in ekinde yer alan EK 5 ilişikte yer aldığı şekilde değiştirilmiştir.
Yürürlük
MADDE 4 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 5 – Bu Tebliğ hükümlerini Gümrük Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yürütür.
|
|
|
|
|
|
|
|
FON KISITLAMASINA TEPKİ
|
Gümrüklerin yüzde 62'si on-line çalışıyor
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in basın toplantısında verdiği bilgilere göre 1 Ocak 2006 tarihinde faaliyete geçen Antrepo Kamera Takip ve Akaryakıt Tankı Takip projeleri ile gümrüklerin yarısından çoğu on-line sisteme geçti. Mevcut 424 A Tipi Genel Antreponun 254 tanesinde sistem bulunuyor ve yüzde 60 oranında on-line izleme sağlanabiliyor. 103 Akaryakıt antreposunun 73 tanesinde sistem kurulu ve yüzde 71 oranında on line izleme sağlanabiliyor. Toplama bakıldığında da 527 antreponun 327 tanesinde sistem kurulu bulunuyor ve yüzde 62 oranında on-line izlenebiliyor. Antrepo Kamera Takip Projesi ile antrepolar 24 saat boyunca internet üzerinde izlenebiliyor ve görüntüler 3 ay boyunca yedekleme üniteleri tarafından kaydedilerek, ilgili kuruluşta saklanıyor. Kameralar antrepo geneline yerleştiriliyor ve antrepo büyüklüğüne göre 2 ile 16 adet kamera bulunabiliyor. Yşafak
Sınır kapı sorunları
|
RÜŞVET KULESİ YERLE BİR OLDU |
|
||
|
|
|
|
|
|
|
|
||
|
|
|
|
|
|
|
|
Çete 'sınır'a
dayanmış... |
|
Cilvegözü ve Öncüpınar Sınır Kapıları'nda aktarma işlemlerine sınırlama getirildi |
||
Sınır kapılarında yaşanan yoğunluğu önlemek amacıyla Halep'te biraraya gelen Türk ve Suriyeli yetkililer, bir takım kararlar aldı. Dünden itibaren uygulamaya konulan kararlar şöyle: "Türk araçlarının Irak'a götürdükleri emtianın, Suriye tarafında Bab el Hawa ve Es Selama Sınır Kapısı'nda Suriye plakalı araçlara aktarma yapılarak Irak'a götürülmesinin önemli zaman kaybına yol açması ve yığılmalara neden olmasından dolayı, aktarma yapacak araç sayısı Cilvegözü karşısındaki Suriye'nin Bab el Hawa'da günde 30 araç, Öncüpınar Sınır Kapısı karşısındaki Es Selama Sınır Kapısı'nda da 15 araçla sınırlandırıldı. Aktarma çalışmaları saatleri 08.00-20.00 olarak belirlendi. Sabah 08.00'den saat 14.00'e kadar transitlerin geçişlerine olanak sağlanırken, saat 14.00'dan itibaren de Suriye'nin 2 sınır kapısında aktarma yapılacak." Ayrıca, akaryakıt kaçakçılığının önlenmesi için araçlardaki 100 litre akaryakıttan sonraki her litre için 5 dolar para cezası uygulanması kararlaştırıldı. TOBB'un Habur Sınır Kapısı'nda gerçekleştirdiği modernizasyon çalışmaları nedeniyle Irak'a yapılan ihracat, Öncüpınar ve Cilvegözü sınır kapılarına kaydırılmıştı.dünya |
||
|
||||||||
|
Gaziantepli sanayiciler, Habur Sınır Kapısı'nda yaşanan sıkışıklık nedeniyle hem zaman hem de maliyet kaybına uğradıklarını söylüyor. Habur'un modernizasyonun yetersiz kalacağını belirten işadamları, bölgeye iki-üç sınır kapısı daha açılması gerektiğini kaydediyor.
Güvenlik nedeniyle bu yıl Gaziantep'te yapılan Uluslararası Irak Fuarı'na katılan sanayicilerin birinci gündemi Habur Gümrük Kapısı oldu. Gümrük kapısının altyapı olarak yeterli olmadığını belirten sanayiciler, bu konuda hükümetten çözüm bekliyor. Her gün 6 bin aracın geçebileceği bir kapasiteye sahip olan kapıdan yol ve altyapı yetersizliği nedeniyle ancak 700 ila bin araç geçiş yapabiliyor. Bu da zaman zaman kapıda ciddi yığılmalara neden oluyor. Habur'un Irak ve diğer bölge ülkelerine ticarette önemli bir yere sahip olduğunu belirten Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Mehmet Aslan, Habur'un modernize edilmesi halinde bile bölge ticareti için yeterli olmayacağını, Habur'a ek olarak iki-üç kapının daha açılması gerektiğini söyledi.
Antepli sanayici Tarsus ve Mersin'e taşınıyor Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB) halen Habur Kapısı'nda modernizasyon çalışmalarını yaptığını belirten Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Nejat Koçer ise "Modernizasyon çalışmalarının bitmesiyle birlikte sorunların büyük kısmı aşılacak" açıklamasını yaptı. Güneydoğu ve Doğu Anadolu Sanayici ve İşadamları Dernekleri Federasyonu Başkan Yardımcısı Tarkan Kadooğlu da son 4-5 aydır Habur Sınır Kapısı’nda yaşanan sıkıntılar nedeniyle ihracatçıların Tarsus ve İskenderun üzerinden Suriye kapısını kullanmak zorunda kaldıklarını belirterek “Bu da maliyetlerimizi artırıyor. Aslında Habur bizim ihtiyacımızı karşılar. Bir an önce altyapının tamamlanması gerek” dedi. Kadooğlu, kentte ortalama 2 bine yakın araç filosu olduğunu söyledi. Gaziantep Genç İşadamları Derneği Başkanı Yaşar Erturhan ise Habur Sınır Kapısı'na alternatif ikinci bir kapıya ihtiyaç olduğunu belirterek “Şu anda Kuzey Irak’a geçişte hem altyapı hem de güvenlik açısından sıkıntılar yaşanıyor. Daha batıda açılacak ikinci bir kapı sorunlarımızı çözebilir” dedi. Gümrük kapısında yaşanan sorunlar nedeniyle hem zaman hem de maliyet kaybına uğradıklarını anlatan Beşler Makarna Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Çakmak ise "Endonezya'ya bir ayda, Irak'a 35 günde mal gidiyor. Bekleyiş maliyetlerimizi de artırıyor. Endonezya'ya 65 dolara mal çıkartırken Zaho'ya aynı mal 75 dolara gidiyor" dedi. Bazı işadamları ise yaklaşık bir yıl önce savaş nedeniyle tahrip edilen Irak-Türkiye demiryolu hattının yeniden hayata geçirilmesi gerektiğini söylüyor |
||||||||